Mürid-Mürşit bağı

Başta hocaefendilerimiz olmak üzere büyük zatların tasavvuf tanımları, tasavvufun inceliğine dair yazılar, vs...
Post Reply
mnctosman

Mürid-Mürşit bağı

Post by mnctosman »

Salik (tasavvuf, tarikat yoluna giren), bu Mürşid-i Kamilin mübarek elini tutup, hizmetine girdiği ve emirlerini yerine getirmek için canla başla çalışmaya başladığı gün, anasından doğup dünyaya yeni gelmiş gibidir. Artık Mürşidi onun manevi babasıdır ve ilahi feyzin memesini ağzına vererek ona İlahi feyzi emzirmeye başlar ve müridini ALLAH-ü Teala (CC) Hz.leri’nin rızasına varacak yola ulaştırır. Ancak, müridin kabiliyet ve irfanı ve teslimiyeti bakımından, bazısı kısa zamanda, bazısı da aradan uzun zaman geçtikten sonra manen erginlik çağına girer ki, manevi babası olan Mürşid-i Kamil, sanki sonsuz ve hesapsız mücevherlere malik imiş gibi, müridine haline göre biraz mücevher ihsan ederek kendisine İlahi feyzin ticaretini gösterir.


Eğer mürid bunun değerini bilmeyerek sermayeden ziyan ederse, hepsini elinden alır ve bir zaman böylece gezdirir. Mürid, verilen ilahi feyzin kıymetini kaybetmeyerek bilirse ve manevi ticaretinde başarı gösterirse, o zaman biraz daha ihsan eder ve manevi alışverişe başlatır, yani sülukun başlangıcını ihsan eder. Böylelikle salik manen erginlik çağına girmiş ve mürşidi bütün manevi mücevherleri kendisine ihsan eder ve alışveriş usullerini gösterir öğretir. Derviş maksuduna erer. Bundan sonra mürid: “Artık olgunluğa eriştim, başlı başına bir sultan oldum.” gibi hallere düşerse, kısa zamanda kazandıkları manevi kazançları kayıp ve telef eder. ALLAH-ü Teala (CC) Hz.leri’nin katında bir müflis durumuna düşer. Eğer kusurunu anlayarak bu mücahede rüzgârının ne yönden olduğunu iark edebilirse ve sıdk ile aman diyerek mürşidine yüz döndürüp gelir ise, manevi babası olan zatın şefkat ve merhametine kalmıştır. Dilerse eski halini tekrar ihsan buyurur, dilerse kendini o halde bırakır.[1]


Şimdi azizim! İyi bil ki, zahir ilimlerin alimi olan kimseler nakkaş gibidirler. Batıni İlimlerin Alimi olan kimseler (şeyhler, sofiler, zahidler ve aşıklar) de duvara parlaklık ve cila vermeye çalışan sanatkâr gibidirler. Zira bunlar talib olanların gönüllerini parlatır, cilalar ve pak ederler. Saf bir hale getirirler. Bu vesile ile hakiki dervişler, yaramaz sıfatları atıp türlü türlü güzel sıfat ve edeblere kendilerini nail ettikten ve teslim oldukları Mürşid-i Kamil’e teslim ettikten sonra fakr, zühd ve takva ile muttasıf olmak suretiyle bu menzil ve makamlara erişmişlerdir. Yüce ALLAH (CC) Hz.leri bu hususta şöyle buyuruyor: “Kim (ALLAH (CC) yolunda veya nefsi ile) mücahede ederse, kendisi için mücahede eder. (sevabı onadır) Çünkü ALLAH (CC) bütün alemlerden müstağnidir. (Kullarının mücahedesine de ihtiyacı yoktur).”[2]


“O teslimiyet gösterip Rablerine sığınanlar üzerine, Rablerinden mağfiret rahmet (ve cennet) vardır; ve işte onlar, hidayete ermiş olanlardır.”[3]

Aziz dostum! Bu vesile ile bir Mürşid-i Kamil’e mürid olan kimsenin (dervişin) dışını şer'i taharetle temizlemesi, kalbini gafletten kurtarması lazımdır. Bir mürid, virdini (Mürşid-i Kamil’den aldığı vazifesi) bir gün bırakırsa, Rabbi de (CC) o gün ondan yardımını keser. Mürid ertesi günü kalan virdine devam edip Rabbi’nden (CC) affını istemelidir. Mürid Mürşid-i Kamil’in elini tutunca, Mürşidi ile bütün haramlardan sakınacağına ve bütün farzlarını yerine getireceğine dair sözleşmiş, üstelik Mürşidi kendisine (evrad) yani zikir ve fikir de vermiştir.


Ey Aşık-ı Sadık! Mürşid-i Kamil olan Zatı Şerifler de akıllı davranarak ve bu illetlerin defini Mürşidine bırakırsan manevi hastalıktan ancak bu şekilde kurtulabilirsin. Bu vesile ile mürid tevbe edip şeyhin elini tutup bütün yaptıklarına ve günahlarına tevbe etmelidir. Çünkü hakiki şeyhin eli Resülullah (SAV) Efendimiz’in mübarek eli gibidir. Zira vekili ve varisidir. Şeyhin (Mürşid-i Kamilin) eli Resülullah (SAV) Efendimiz’in, O’nun (SAV) eli de ALLAH-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kudret eli mesabesindedir. Şeyh Resülullah (SAV) Efendimiz’in halifesidir, Resülullah (SAV) Efendimiz de ALLAH (CC) Hz.leri’nin halifesidir. Nitekim ALLAH-ü Teala (CC) Hz.leri buyurmuştur ki: “Resülullah’a (SAV) biat edenler, Hak Teala (CC) Hz.leri’ne biat etmiş gibidirler. ALLAH-ü Teala (CC) Hz.leri’nin kudret eli, onların ellerinin üzerindedir.”[4]


Ey Aziz kardeşim! Sen de eğer bir Mürşid-i Kamil’in elini öpersen, el ele, el de ALLAH (CC) Hz.leri’ne ulaşacağından sen de bu vesile ile Yüce ALLAH (CC) Hz.leri’nin kudret elini öpmüş olursun ve maneviyata intisab edince tevbe etmen bütün ibadet ve taatlerden evvel gerekir. Salike (Suluk eden) taat ve ibadet hayır ve hasenattan mücahededen evvel nasuh tevbesi gerektir ve bu vesile ile kötü kişilerin yolunda ve izinde bulunmak ve onlarla beraber olmak gafletin ta kendisidir. Zira kişi sevdiğiyle haşrolur. Bu takdirde kötü arkadaşları onu (tevbe edeni) yolundan çıkarıp kötü yola sevkederler. Doğru yolu bulan bir (tarikate) giren ve tevbe eden kimse evvelki yoldaşlarından tamamen ayrılmalı ve kesilmeli, ancak tevbekâr olan doğru yolu bulan ehli takva sahibi kimselerle sohbet etmeli ve onlarla arkadaşlık etmelidir. Bu takdirde daima sırat-ı müstakim üzere olmak gerekir. Çünkü kıyamette herkes arkadaşı ile birlikte bulunur.


Sadi Şirazi der ki: “Yaramaz kimselerle sohbet edip arkadaşlıkta bulunanlara onların kötü tarafları sirayet eder. İyi kimselerle sohbet eden kimselere de, kamil kimselerin güzel ahlakları ve kemalatı sirayet eder.”



[1] Miftahul Kulub. S.41

[2] El-Ankebut S. A.6

[3] El-Bakara S .A.157

[4] Bak Fetih S. A.10
Post Reply

Return to “Tasavvuf Yolu Nedir?”