Forum Sitemiz Açıldı!

Esselamu Aleyküm;

Uzun ve hummali bir çalisma sonucunda forum sayfamizi da ziyarete ve kullanima açtik…

Hayirlara vesile olmasi temennisiyle…

Ayrica Forum sitemize paylasim ve katilimlarinizi beklemekteyiz…
Forum sitemize www.gucduvani.com/forum adresiyle ulasabilirsiniz.

Bilginize…

Gucdüvânî Hazretleri’nin Nasihatlari

Mehmed Zahid Kotku Rh.A
27 Haziran 1980 - Iskenderpasa Camii

Iskenderpasa Camii MinaresiKendisine de telkin eden Hizir Aleyhisselâm… Kendisini havuza sokmus, suyun içine batirmis. “Simdi, Allah de bakayim!” demis. Suyun içinde, tabiatiyla ses çikmaz. Ses çikmayinca içinden diyecek tabiatiyla… “Ha, iste bunu disarda da böyle yap!” demis. Bu sekilde zikir, bes seyh arkasindan Naksibend Muhemmed Bahaeddin Hazretleri’ne nasib olmus. O da, bu nasibi talim etmis bizlere… Bugüne kadar da elhamdü lillâh cârî olmaktadir.

Biz bugün çok aldanmis durumdayiz. Gaflet içindeyiz. Dervis olmayi isteyen çok… Her tarafta bunlari talim eden de çok… Fakat gàyeden hep uzak!.. Gaye, Allah demek ise de, o gayenin kökü Allah-u Teàlâ’nin huzurundan ayrilmamaktir. Vukùf-u zamânî ki, zaman an demektir. Dakika degil saniye degil, an… Bir an içerisinde, insan çesitli kiliklara girebiliyor. Binâen aleyh, o anin nasil geçtigine bak!.. Hayirla mi geçti, serle mi geçti?.. Hayirla geçtiyse, sükret Allah’a. Eger gafletle ve hayirsiz bir sekilde geçtiyse, onlara da nedamet ve pismanliklarla tövbe ve istigfar eyle!..

Her an için, Allah-u Teàlâ’nin huzurunda oldugunu bil!.. Çünkü o diyor ki: “Ben seninleyim, ben sizinle beraberim! Nerede olursaniz olun, ben sizinle beraberim!”

“–Imanin en efdali, en güzeli, Allah’in seninle oldugunu bilmendir.”

Onun için müslümana lâzim olan, uyanik olmasi ve her anini degerlendirmesi… “Benim bu anim nasil oluyor da bosa gidiyor? Niçin Allah’a yarar bir is yapamadim? Niçin Allah’in kullarina yarar bir is yapamadim?..” diyerekten üzülmesi lâzim!..

Dün bir yerdeydim, çok üzüldüm. O gittigim evin önüne evler yapilmakta, kooperatif evleri…

“–Topu mu?..”

Bazilari isimize gelmez bugün bizim. Çünkü, refah ve saadetin meftunuyuz. Yasayalim, nasil yasarsak öyle yasalim… Bu yasayisimiza keder gelirse, o bizim için büyük bir zarar. Halbuki, büyüklerimiz de bunun aksini istiyorlar bizden. Refah yok… Peygamber SAS, ömründe rahat görmemis. Binâen aleyh diyor ki, hepimize hitâben:

“–Fakat tahsil-i ilmin yaninda edebi de ögren!” diyor.

“–Takvâyi ögren evlâdim!” diyor.

Bu üç seyi söyledikten sonra da diyor ki:

“–Bununla beraber ilm-i hadis ve ilm-i tefsiri de çok oku! Tetebbû eyle onlari!.. Kendini onlara uydurmaga çalis!”

NASIHATLERI (2)

Bu risâle seyhler seyhi, pirler sultani, veliler kutbu, ulu makamlar, yüksek kerametler, gayb aleminden gelen vâridat ve kudsî kesifler sahibi, Hàce Abdülhàlik-i Gucdüvânî (Kaddesallàhu rûhahül-azîz) tarafindan, özlü sözler halinde, tarikat mensublarindan bir müride emir buyrulmus nasihatlerini ihtivâ eder. Bahis konusu müridin, Hàce Evliyâ-i Kelân oldugu nakledilir.

Kim bu ince vasiflarla sifatlanirsa, ma’rifet çesmesinden bir damla onun cani dimagina akar ve ebediyyete kadar mest-i ilâhî olur. Müridlerin uyaniklarinin hepsi bu cinsten bir mestlige dalmislardir. Yâ Rab, pâk kullarinin canlarina açtigin o esrârdan, bir koklam da biz bîçârelerin canina nasîb eyle!..

Hazreti Seyh KS, her tarikat mensûbuna önce takvâyi emretmistir. Çünkü, tarikate sülûk edenlerin ilk makami takvâdir. Buyurdular ki:

1. Ey ogulcagizim! Sana vasiyet ederim ki, takvâyi kendine siar edinesin! Ibadet cinsinden vazifelerine simsiki sarilasin! Ahvâlini kontrol edesin! Dâimâ, hatâlardan korku halinde olasin!

2. Allah’in (CC) hukukunu ve Rasûl-ü Ekrem SAS Hazretleri’ne olan borcunu ödeyesin! Anne-babanin, bütün seyhlerinin hukukunu gözetesin ki, Hak Teàlâ da seni hifz eyleye…

3. Senin üzerine bir vecibe olsun ki, Kur’an-i Kerim okumayi aslâ birakmayasin! Ister zàhiri, ister bâtini olsun, hep Kur’an’da gözet ve oku! Gizli veya âsikâr, Kur’an’i ibret ve tefekkürle kan ve gözyaslariyla oku! Her bir hâlini Kur’an’a döndür ve benzet! Zîrâ halk içinde Cenâb-i Hakk’in hucceti Kur’an’dir.

4. Ilim ögrenmekten bir adim uzak kalma! Fikih ve hadis ilmini ögren! Câhil sofulardan uzak ol ki onlar, din yolunun hirsizlari ve müslümanligin yol kesicileridir.

5. Üzerine borç olsun ki, sünnet-i serifeye simsiki sarilasin ve selef-i sàlihînin imamlarinin yoluna gidesin! Çünkü, dinde yeni çikan her sey sapikliktir.

6. Gençlerle, kadinlarla, ehl-i bid’atle, zenginlerle sohbet etme! Çünkü senin dinini alip götürürler.

7. Dünyaliktan iki somuna razi ol ve helâl ye ki, bütün hayirlarin anahtari budur. Haramdan uzak ol!

8. Insanlardan kaç ve fukara ile sohbet eyle! Kendi tenha mahallinde otur ki, seni ates yakmasin.

9. Helâl giyin ki, ibadetlerin tadina erebilesin!

10. Allah’in celâlinden daima kork ve unutma ki, bir gün hesab mahallinde ayakta durdurulacaksin.

11. Gece ve gündüz çok namaz kil ve cemaati terk etme; amma, imam veya müezzin olma!

12. Kiballere, kitap sayfalarina adini yazma! Mahkemelerde zaruret olmadan bulunma! Sultan ile sohbet etme! Büyüklerin nasihatlarindan disari çikma! Arslandan kaçar gibi insanlardan kaç!

13. Üzerine borç olsun ki, az söhretli olasin! Dindarligin herkesin diline düsmesin. Yine üzerine borç olsun da seyahat et ki, nefsin hor olsun.

14. Seyhlerin gönüllerini gözle ve dikkat eyle! Hânegâh insa eyleme, hânegâhda oturma!

15. Birinin medhiyle magrur veya kötülemesiyle gamli olma. Halkin medhi de, zemmi de, nazarinda ayni olmalidir. Halkla iyi huyla geçim eyle.

16. Üzerine borç olsun, edebli ol. Bütün halka, onlarin küçük veya büyügüne merhamet eyle. Yine üzerine borç olsun ki, gülmeyesin; çünkü, gülmek gaflettendir ve gönlü öldürür.

Hazret-i Muhammed SAS Hazretleri buyurmuslardir ki:

“–Benim bildigimi siz bilseydiniz, az güler çok aglardiniz!”

17. Allah’in mekrinden emin bir hal takinma! Fakat onun rahmetinden ümid de kesme! Havf ve recâ arasinda yasa ki, tarikat saliklerinin makami budur. Bazan havf, bazan da recâ…

18. Yine Seyh KS buyurdu ki: Ey ogulcugum! Seyh, müridin babasi gibidir. Hattâ ogluna babasindan daha da sefkatlidir. Çünkü onu Allah’a yakinlik makamina erdirir.

19. Gücün yeterse kadi olma! Çünkü o zaman dünyanin tàlibi olursun ve dünyayi taleb ederken, din elinden gider. Nefsin müstak ise, daima mücâhedede ol! Dâimâ ahiretin gamini çek, ölümü çok hatirla!

20. Baskanlik isteyici olma ki, kim baskanlik severse, ona tarikat salikidir demek lâyik olmaz.

21. Üzerine borç olsun, daima oruç tut; çünkü oruç insani mahfuz tutar.

22. Fakr içinde pâkize ol! Dünyadan perhizkâr ve ahirete râgib ol! Dindar ve vefâli ol! Fakih, alim ve sabit-kadem ol!

23. Allah CC yolunda, seyhlere hem mal, hem beden ve hem de can ile hizmet et! Onlarin seyir ve sülûküne ihtimam göster. Seyhlerden ne görürsen inkâr etme; (seri’ate muhalif olmasi hali müstesnâ), çünkü inkâr edersen, seyhlerden bir sey elde edemezsin!

24. Devlet adamlarinin kapisindan bir sey isteme! Yarin için azik biriktirme! Allah’in rizka kefil olduguna güven. Çünkü Kur’an’da buyruluyor ki:

“Vema min dàbbetin fil ardi illâ alâ’llahi rizkuha” (Hûd 6) [Yeryüzünde yürüyen her canlinin rizki, yalnizca Allah’in üzerinedir.]

25. Tevekkül makamina ayak bas ki, Allah-u Teàlâ buyurur:

“Ve men tevekkelalâ’llahi fehüve hasbühü” (Talak 3)”Kim Allah’a tevekkül ederse, Allah ona kâfî gelir.” Bilesin ki, rizik bölüsülmüstür. Allah sana ne vermisse, halka bezl eyle!

26. Buhül ve hasedden uzak ol; çünkü, cimrilik ve kiskançlik, yarin Cehenneme atilacaktir.

27. Dis görünüsünü süsleme ki, disi süslemek, için harabliginin alâmetidir.

28. Allah’in va’dine güven! Bütün yaratiklardan ümid ve tama’i kes; onlarla ünsiyet etme! Dogruyu söyle ve korkma! Dâimâ Hak ile beraber ol, mahlûkattan kimseyle sohbet etme; Allah-u Teàlâ’dan uzak düsersin!

29. Üzerine borç olsun ki, kendi nefsinin ihtiyaci pesinde ol! Kendi nefsini aziz tut; çünkü seni tasiyicidir.

30. Dilini tut, halka daima nasihat eyle!

31. Sana borç olsun ki, yeme ve içmeyi azalt! Az uyu ve az söyle! Yemege muhtaç olmadikça asla bir sey yeme ve mâzeret olmadan asla söz söyleme! Uyku sana galebe çalmadikça uyuma ki, bir miktar uyuduktan sonra namazi daha dürüst ve daha çok kilarsin.

32. Semâ’ meclisinde çok oturma ki, zamanla semâ’ çok nifak çikarir. Semâ’ bir çok gönlü öldürür. Semâ’i inkâr da etme ki, semâ’in erbabi çoktur ve semâ’ revâ degildir; ancak bir kimseye ki, gönlü diri, kendi ölü ola… Kimde ki, bu hàlet bulunmaz; oruç ve namazla mesgul olursa daha uygundur.

33. Gönlün dâimâ gamli, gözün yasli, amelin hàlis, duan mücâhede, elbisen yipranik olmalidir. Arkadaslarin dervis, evin mescid, malin fikih, zînetin zühd, munîsin ulu Rabbin olmalidir.

34. Kendisinde su bes hasleti bulmadigin kimseyi arkadasliga kabul etme;

1) Ahireti dünyaya tercih etmeli.
2) Ilmi dünya ameline tercih etmeli.
3) Horlugu ragbetlilige tercih etmeli.
4) Gizli ve asikar ameli gözetici olmali.
5) Ölüme hazirlikli olmali.

35. Yine buyurdu ki: Ey ogulcagizim! Seni dünya magrur etmesin, aldatmasin. Üzerine borç olsun ki, halvette yalniz olasin, kirik gönüllü olasin, Tâ keramete nâil oluncaya kadar Allah korkusunda müstagrak olasin. Dünyadan uzak söyle yasa ki, yabanci bir ülkede sanki gurbettesin. Dünyadan soyulmus ve pâk ol ve tertemiz disari çik! Çünkü yarin hangi tàifeden olacagini bilemezsin.

36. Yine buyurdu ki: Ey ogulcugum! Bu zikrettigim vasiflara dikkat et ve ezberle! Ben yakinlarimdan ögrendigim ve isledigim gibi, sen de bunlari katinda tut ve isle ki, Hak Teàlâ da sana dünya ve ahirette nazar kila…

Bu zikredilen evsaf, müridlerden birinde zàhir olursa, ona seyhlik verilmesi lâyik olur. Kim onlari tahakkuk ettirirse, ona maksad hasil ve maksud elde edilmis olur. Fakat, bu mertebe herkese degmez.

Hàce Evliyâ-i Kelân diyor ki:

“Seyhim bunlari söyledikten sonra elimi tuttu ve son olarak söyle dedi:

‘–Sana vacibdir ki, yasadigin müddet benim mescidimde bulun! Terk edersen, özrün apaçik ve mesrû özür olsun.”

(1) Mehmed Zahid KOTKU’dan Özel Sohbetler, Seha Nesriyat, Istanbul 1993, s. 363-369.

(2) Tasavufî Ahlâk-1, Seha Nesriyat, Istanbul 1999, s. 181-186.

 

Abdülhàlik-i Gucdüvânî Rh.A Hazretleri

firefox Buhara’ya yaklasik 30 km. uzakliktaki Gucdüvân köyünde (bugünkü telaffuzu Gicdüvân) dogdu. Risâle-i Sâhibiyye adli eserinde (s.95-96) anlattigina göre babasi, Imam Mâlik neslinden, zâhirî ve bâtinî ilimlere vâkif bir âlim olan Malatyali Abdülcemil Imam’dir. Düsmanlari tarafindan sehirden çikarilan Malatya sultaninin tahtina dönmesini saglayan Abdülcemil, 113 yasinda olmasina ragmen mükâfat olarak sultanin kiziyla evlendirilir. Bu arada Hizir, Abdülcemil’e bu evlilikten bir erkek çocugunun dogacagi müjdesini verir ve adini Abdülhàlik koymasini ister. Gucdüvânî, sebebini açiklamadigi bir husustan dolayi bir müddet sonra babasinin Malatya’dan ayrilmak mecburiyetinde kaldigini ve Buhara’ya giderek Gucdüvân köyüne yerlestigini, kendisinin burada dünyaya geldigini kaydeder.

Yetisme çaginda tahsil için Buhara’ya giden Abdülhàlik, sehrin önde gelen alimlerinden Imam Sadreddin’in yaninda tefsir okurken. “Rabbine yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilin ki O haddi asanlari sevmez.” (A’raf 7/55) mealindeki âyetin yorumu sirasinda buradaki “gizlilik”le ilgili bir tereddüdünü ifade eder. Söyle ki: Eger zâkir yüksek sesle zikreder veya zikir esnasinda organlarini hareket ettirirse dua veya zikirden baskalari haberdar olur. Öte yandan sirf kalbiyle zikrederse bundan seytan haberdar olur. Çünkü hadiste bildirildigine göre seytan insanoglunun içinde damarlarindaki kan gibi akip durmaktadir (Buhari, Ahkâm, 21), Gucdüvânî. bu durum karsisinda âyetteki duayi gizlice yapma emrinin nasil yerine getirilecegini, diger bir ifadeyle zlkr-i hafînin nasil uygulanacagini sorunca hocasi Sadreddin, ilm-i ledünne ait olan bu meseleyi ileride ehlullahtan bir zâtin kendisine ögretecegini söyler. Nitekim kisa bir müddet sonra. Gucdüvânî’nin Hâce Hizir diye andigi, dogumundan önce de kendisiyle ilgilenen Hizir gelerek ondan havuza dalmasini, suyun altinda iken kelime-i sehâdeti tekrarlamasini ister ve ona zikf-i hafinin usulünü telkin eder. Ayni zamanda zikrin sayilarak yapilacagini belirten Hâce Hizir, böylece bütün Hâcegân’in ve onlardan sonra Naksibendîler’in benimsedikleri vukûf-i adedî prensibini de ortaya koymus olur (Resehat Tercümesi, s, 30). Harîrîzâde, Gucdüvânî’nin suyun altinda iken yaptigi zikir sirasinda kendisinde el-cezbetü’1-kayyûmiyye denilen çok kuvvetli bir cezbe hâsil oldugunu kaydeder (Tibyân, l, vr 378b).

Gücduvânî Camii Gucdüvânî, yine kendi ifadesine göre, yirmi iki yasina kadar onu manevî evlât edinen Hâce Hizir’in terbiyesi altinda kaldiktan sonra Buhara’ya gelen meshur fakih ve mutasavvif Yûsuf el-Hemedânî’nin (ö. 535/1140) müridleri arasina katildi. Bazi kaynaklara göre Hemedânî Buhara’ya degil Semerkant’a gelmis ve Gucdüvânî ona burada intisap etmistir. Hemedânî’nin zikirde takip ettigi yol alâniyye (cehri) iken Gucdüvânî’nin Hâce Hizir’dan ögrendigi zikr-i hafîye devam etmesine izin vermis, Hâce Hizir da Gucdüvânî’nin manevî terbiyesinin tamamlanmasini Hemedânî’ye havale ederek aradan çekilmistir. Bundan dolayi Hâce Hizir’i Gucdüvânî’nin pîr-i sebak‘i (zikir telkin eden pîri) ve pîr-i irâdet‘i (sülüke baslatan pîri), Hemedânî’yi de sadece onun sohbet pîri saymak gerekir (Lâmiî, s 411).

Ancak Gucdüvânî’ye bir hirka verdigi için silsilede onun asil mürsidi olarak Hemedânî yer almaktadir. Hemedânî Buhara’dan (veya Semerkant) ayrilincaya kadar onun yaninda kalan Gucdüvânî daha sonra memleketine döndü. Burada “sohbetine lâyik” bir kimse bulamayinca (Fazlullah b. Rûzbihân, vr 86a) inzivaya çekilip riyazet ve mücahede dünyasina daldi. Inziva müddeti boyunca gösterdigi bazi kerametler sayesinde (vakit namazlarini kilmak için Mekke’ye gidip gelmek gibi] uzak yerlerde de meshur oldu. Öyle ki Sam’da onun adina bir hankah kuruldu. Burada oturan müridleri kendisini ziyaret etmek için Gucdüvân’a gelmeye basladilar (Câmî, s, 384).

Hemedânî’nin biraktigi halifelerin üçüncüsü olan Ahmed Yesevî, Türkistan’da Islâmiyet’i yaymak için Buhara’dan ayrildigi zaman Gucdüvânî inzivasindan çikarak Buhara ve civarindaki dervislerin basina geçti. Gucdüvânî’nin, halifesi Hâce Evliyâ-yi Kebîr’e hankahta oturmamasini tavsiye ettigi halde hayatinin bu son dönemini Gucdüvân’daki hankahta geçirdigi anlasilmaktadir. Muînülfukarâ. aralarinda meshur Al-i Burhân’dan âlim Muhammed b. Ömer es-Sadr’in da bulundugu Buhara’da ikamet eden müridlerinin her cuma gecesi onu ziyarete geldiklerini kaydeder (Tarih-i Mollazâde, s. 46).

Kaynaklarda Gucdüvânî’nin vefat için muhtelif tarihler verilmektedir. Gulâm Server Lâhûrî, herhangi bir eski kaynaga dayanmadan onun 575'te (1179) vefat ettigini söyler (Hazînetü’l-Asfiyâ, I, 530). Müellifi meçhul Makàmât-i Abdülhàlik Gucdüvânî ve Arif Rivgerî adli esere göre (s. 16) Gucdüvânî, Necmeddîn-i Kübrâ’nin 618 (1221) yilinda vuku bulan ölümünden az önce ve henüz Mogol istilâsi baslamadan vefat etmistir (s. 16) Risâle-i Sâhibjyye‘yi nesreden Saîd-i Nefîsî bu kayda dayanarak Gucdüvânî’nin ölüm tarihini 617 (1220) olarak verir.

Rivayete göre Yûsuf el-Hemedânî gibi Gucdüvânî de dört halife tayin etmistir: Hâce Ahmed Siddîk, Hâce Evliyâ-i Kebîr (Kelân), Hâce Habbâz Buhârî ve Hâce Arif-i Rivgerî. Hâcegân silsilesi bunlardan sonuncusu vasitasiyla sürdürülmüstür.

Gucdüvânî’nin kelimât-i kudsiyye olarak taninan sekiz tarikat prensibini ortaya koymasi son derecede önemlidir. Hus der-dem (alinan her nefeste gafletten uzak olmak), sefer der-vatan (beserî sifatlardan siyrilip ilâhî sifatlarla muttasif olmak), nazar ber-kadem [yürürken bakislarini ayagindan ayirmamak), halvet der-encümen (zahirde halkla, esasta Hak ile bulunmak), yâdkerd (lisani zikirle beraber kalbi zikri icra etmek), bâzgest (zikir yaparken (ilâhî ente maksûdî ve ridâke matlûbî) “Allah’im! Maksûdum sensin ve talep ettigim senin rizândir.” cümlesini söylemek), nigâhdâst (mesguliyet verecek düsünceleri defetmek) ve yâddâst (zikrin sebep oldugu uyanikligi sürdürmek) prensiplerinden ibaret olan kelimât-i kudsiyye, sonradan ilâve edilen üç prensiple beraber (vukûf-i zamânî, vukûf-i adedî, vukûf-i kalbî) Naksibendiligin baslica umdelerini olusturmaktadir (Resehât Tercümesi, s. 32-43.) Gucdüvânî’nin asil önemi Hâcegân silsilesini Kurmanin da ötesinde ruhaniyet âleminde Hâce Bahâeddin Naksibend’e zikr-i hafîyi telkin etmis olmasidir.

Eserleri
1. Risâle-i Sâhibiyye. Yûsuf el-Hemedânî’nin menkibelerini anlatan ve kendi hayatina dair bilgiler veren eser Saîd-i Nefisî tarafindan yayinlanmistir. (Ferheng-i Irân-zemîn, 1/l içinde, s. 70-l01 Harîrîzâde’nin Tibyân’inda da (I. vr 379a-389b) yer alan eserin bir Özetini Irec Efsâr nesretmistir(Kandiyye, s.6-16)

2. Vesâyâ (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3702/5) Gucdüvâni, kisa bir adâb risalesi mahiyetindeki bu eserini halifelerinden Hâce Evliya-i Kebir için kaleme almistir. Risalede cahil sûfilerden Kaçinmak, seriat ve sünnetten ayrilmamak, hâkimlerden uzak kalmak, mümkün mertebe evlilikten kaçinmak, hankahta oturmamak, semâ ile fazla mesgul olmamak gibî ögütler verilmektedir. Buhara’ya iltica eden Iranli Safii âlimi Fazlullah b. Rûzbihân. Gucdüvân sehrinin 918'de (1512) bir Safevî muhasarasindan Gucdüvânî’nin ruhaniyeti sayesinde kurtuldugu inanciyla Vasâyâ’sina bir serh yazmistir. (Süleymaniye Ktp., Yahyâ Tevfik, nr. 1500. vr. 83a-102b).

Örnek Form